Şeyma Serap Keçeli

Stajyer Psikolog


Gelotoloji: Gülme, gülümseme ve kahkaha bilimi. 

Kulağa ne kadar ilginç geliyor, değil mi? Gülmenin insanlar üzerindeki fizyolojik ve psikolojik etkisini araştıran “gelotoloji”, kahkahanın insan yaşamındaki önemini öğrendikten sonra daha da çok ilginizi çekecek.

Gülmenin ve kahkahanın olumlu etkilerinin gözlemlenmesiyle birlikte bu konuda yapılan çalışmalar artmıştır; hatta yeni bir bilim dalı da doğmuştur. Peki, bu kadar olumlu etkisi olan bu küçük hareketi günlük hayatımızda ne kadar uyguluyoruz?  İnsanlara gülümseme, içinden geldiği gibi kahkaha atma ve telefonda gülümseyerek konuşma gibi söylerken kulağa çok basit gelen davranışları günlük hayata daldığımız zaman unutabiliyoruz. 

İnsanlar, iletişim halindeyken kelimelerin ön planda olduğunu düşünürler. Şayet kendilerini gözlemleyebilselerdi iletişimin üçte ikisinin sözel olmayan ve bedensel tepkilerle sağlandığını görebilirlerdi.  Kişilerarası iletişim sırasında verilen bedensel tepkilerden fiziksel ve ruhsal yakınlığı en çok sağlayan ise gülmektir. Gülmek veya kahkaha atmak yüz, ses ve bedenimizi aynı anda çalıştırır. Yüz mimiklerimizde oluşan ufak ama etkisi büyük harekete ses ve beden tepkileri de eklenir. 

Van Hoof (1972), insanların dişlerini göstererek gülmelerinin arkadaşlık yakınlığını ve gülerken ağzın açılmasının (özellikle bu harekete ses eşlik ettiğinde) ise mutluluğu arttırdığını kanıtlamıştır. Bu tarz gülümseme de ancak içten gelen saf kahkahayla oluşabilir. Aynı zamanda bu içten kahkahanın oluşması için çevresel ve içsel koşulların olumlu olmasına ihtiyaç vardır. Döngüsel olarak, atılan her saf kahkaha da bu koşulları daha pozitif kılar.

Bir olaya, duruma veya söze kendi kendimize gülebilir ya da sadece aynadaki yansımamıza gülümseyebiliriz. Ama aslında gülmek paylaştıkça çoğalır ve bulaşıcıdır. Kişilerarası manevi bir bağlantı sağlar ve güldüğümüz zaman çoğunlukla karşımızdaki kişi de bize eşlik eder. Bu eşlik etme ve birlikte gülme ortak duygusal bir yakınlık doğurur. Yapılan araştırmalara göre odada gülen bir kişi olduğu zaman kişilerin genellikle daha çok güldükleri bulunmuştur. Kişilerin kahkahalarını paylaşacakları bir kişi olmayınca daha az güldükleri kanıtlanmıştır. Komedi dizilerinde de gülme efektinin kullanılmasının nedeni budur. Yani gülmek sosyal ilişkilerimize ve kişilerle olan yakınlığımıza katkı sağlar.

Gülmenin etkilerini sadece ilişkilerimizde değil, kendimizde de gözlemleyebiliriz. Gülmek rahatlamamıza yardım eder, stres seviyemizi azaltır ve mutluluk hormonu olarak da bilinen endorfinin daha fazla salgılanmasını sağlar. Kahkaha atmak içinde bulunduğumuz durum ve olaylara farklı bakış açılarıyla ve daha uzaktan bakabilmemizi sağlar. Bu sayede strese neden olan olayları çözmemiz kolaylaşır ve stresimiz azalır. Hakkımızda yapılan eleştirilere de daha toleranslı oluruz. Aynı zamanda samimiyetimizi pekişir ve insanlara göstermemek için önüne engel koyduğumuz gerçek duygularımız açığa çıkar. İçimizden geldiği gibi ve spontan davranmamızı sağlar. Gülmek içimizdeki ‘‘ben’’i ortaya çıkartır ve ona daha iyi bakmamızı sağlar.

Yüzünüzdeki 17 kası daha çok kullanmanızla yani daha fazla gülmenizle hayatınızda nelerin değişeceğini düşünün. Ve hayatınıza bolca kahkaha katın, çevrenizdeki insanların da size eşlik ettiğini göreceksiniz.

Kaynakça:

Gleen, Phillip (2003). Laughter in interaction. Cambrige: Cambrige University Press. 



Nadis Danışmanlık ©2011