Şeyma Çavuşoğlu Itri
Uzman Psikolog ve Koç
seyma@nadisdanismanlik.com


Hiç duyduğunuz bir şarkının sizi geçmişin tozlanmış sayfalarına götürdüğü olur mu? Peki ya çıtırdayan taze bir kurabiyenin ortadan ikiye bölünüş sesinin çok sevgili annenizi anımsattığı? İşte bunun sebebi işitme duyumuzun, hafızamıza pek çok duygu ile birleşerek işlenmeye en açık duyu olmasıdır!

Brown Üniversitesi işitsel nöroloji uzmanı Seth Horowitz ‘‘The Universal Sense’’ (Evrensel Duyu) adında bir kitap çıkardı. Horowitz bu kitabında işitme duyumuzun evrenselliğinden ve her daim uyarılmaya hazır olduğundan bahsediyor. Duyma yetimizi fark etmeden ‘‘zaten var olan’’ bir his olarak yaşamımızı sürdürüyoruz. Oysa, işittiklerimiz pek çok derin duygu hissetmemizi ve hayatı algılamamızı sağlıyor. Bir de bu deneyimi farkında olarak yaşasak, acaba bize neler katar?

Horowitz’in açıklamasına göre ses, beyinde özel bir kayıt haznesine sahip ve her ses ilk duyulduğunda spesifik bir duygu ile özdeşleştiriliyor. Böylece beyin sürekli olarak etraftaki seslerden, nasıl bir ortamda olduğundan ne hissetmesi gerektiğine kadar davranışlarına yansıyan ipuçları topluyor. Örneğin, bir kedinin gırlaması (kedi fobinizin olmadığını var sayarsak), bir insan için rahatlatıcı ve huzur verici bir sestir. Bu sesi duyduğunda insan güvende ve mutlu hisseder çünkü bir kedinin mutlu olduğunda ve etrafta tehlike bulunmadığında gırladığını bilir. Arı vızıltısı ise, kedi gırlamasının hızlanmış versiyonu olmasına rağmen, insanı rahatsız ve tedirgin eder. İnsan beyni sesleri deneyimlerine ve öğrendiklerine göre kodlar. İşte bu kodlama günlük davranış ve hislerimizi şekillendirir.

Sesin insan beynine mesaj vermekteki gücünü kişilerarası iletişimde de gözlemleyebiliriz. Özellikle söylediğiniz cümlenin içeriğinden çok ses tonunuz, karşınızdaki kişinin sizi dinleyiş ve algılayışını belirler. Örneğin, öfkeyle ve bağırarak ‘‘Seni seviyorum, anlasana!’’ diyen birinin samimiyetinden şüphe etmek olasıdır. Ancak yumuşak ve içten bir ses tonu ile ‘‘Seni seviyorum, anlasana,’’ diyen birine karşı daha olumlu hissederiz.

Sesin etkisini günlük hayatımızda lehimize kullanmayı başarırsak, stres seviyemizi daha kontrol edilebilir bir noktaya indirebilir ve insanlarla daha etkili iletişim kurabiliriz.

Örneğin, gerginken sakinleşmek için hoşumuza giden, rahatlatıcı bir şarkıyı dinlemek stres ile baş etmemizi kolaylaştırır. İletişim kurmaya çalışan iki kişinin birbirleri ile iniş çıkışları sert olmayan, sakin bir tonda konuşmaları ortamı rahatlatır ve birbirlerini daha rahat dinlemelerini sağlar. Mutsuz hissettiğimiz anlarda, sevdiğimiz birinin sesini ya da mutlu bir çocukluk anısını hatırlatan bir sesi duymak yüzümüzü güldürür.
Nadis Danışmanlık ©2011