Şeyma Çavuşoğlu Itri
seyma@nadisdanismanlik.com
Uzman Klinik Psikolog

‘‘Sanatçı, her yerden gelen duyguları depolayan bir kutu gibidir. Bu duyguların kaynağı gökyüzü, yerküre, bir kağıt parçası, herhangi bir figür ya da bir örümcek ağı olabilir.’’
Picasso’nun Christian Zervos ile söyleşisinden alıntı

İnsan, yaratıcı bir varlıktır. Merak edilen, tanımlanamayan ve ilham perisi olarak adlandırılan yaratım tetikleyicilerinin ne olduğudur. Picasso örneğinden yola çıkarsak, her insan farklı bir nesne ya da kişiden etkilenerek yaratıcılığını aktive edebilir. Öyleyse, yaratıcılığın kaynağını tespit etmek oldukça zordur. Peki, acaba yaratıcılığın sınırlarını tanımlamak mümkün müdür?

Yaratıcılık ve sınır aslında iki zıt kavram olarak gözükseler de birbirlerini var eden durumlar olarak da düşünülebilirler. Örneğin, bu yazıya başlamanın zorluğu ile boğuşan yazar, açılış sözü yaptığı Picasso’dan alıntıyı gördüğünde tetiklenen yazma dürtüsüyle bu yazıya başlayabilmiştir. Daha farklı bir deyişle, bomboş bir sayfanın önünde oturmak beklenilen yaratıcılık dürtüsünün gelmesini oldukça zorlaştırabilir. Bu durum sınırsızlığın yaratıcılığı olumsuz etkilediğini gösteren örneklerden biridir. Oysa esinlenilecek bir söz ve yazılacak konuyu belirlemek ihtiyaç duyulan sınırlardır ve yaratıcılığı olumlu etkileyebilirler. Elbette yaratıcı kişi sınırlarının içinde hapsolmak mecburiyetinde değildir. Sınır kavramının yaratıcılıkla olan paradoksal ilişkisi dolayısıyla, var olan sınırları aşmak da yaratıcılığı tetikleyecektir.

Yaratıcılık yaşam sınırları ile savaş olarak da düşünülebilir. Örneğin, bir yazar üretim aşamasında yazdıklarını okuyacak yakınlarını düşündüğünde gerginlik hissedebilir. O noktada iki seçeneği vardır. Bu sınırın kıskacına takılırsa, yaratıcılığı zedelenecektir. İkinci seçenekte ise, bu sınırın ondaki etkisinin farkına vararak, sınırı kırmaya çalışırsa, yaratıcılık süreci kıvılcımlara sahne olacaktır. Hayatta pek çok alanda olduğu gibi zıt gözüken ikililer birbirlerini tamamlar niteliklere sahiptirler. 

Yaratıcılığın yakın ilişkide olduğu bir başka kavram da duygudur. Psikolojinin farklı alanlarında, duyguların yaratıcılık süreci ile olan ilişkisini inceleyen pek çok araştırma vardır. Bu araştırmaların genel bir analizi yapıldığında ortaya çıkan sonuç, olumlu duyguların yaratıcılığı tetiklemekte daha başarılı olduğudur. Nötr ve olumsuz duygular ise eşit derecede olmak üzere yaratıcılık ile az ilintilidir. Bir başka deyişle, motive edici ve itici bir güce sahip olan mutluluk, neşe, coşku gibi duygular insanın yaratıcı yönünü geliştirirler. Bu duyguların yaratıcılık üzerindeki etkisi özellikle kazandırdıkları bilişsel esneklik ile doğru orantılıdır. Olumsuz duyguların yarattığı ‘‘dar çerçeve’’ ve nötr duyguların yarattığı odaklanamama etkilerinin aksine, olumlu duygular içindeki bir insan bir duruma yeni açılardan bakmaya açık ve yaratıcılık için gerekli olan esnekliğe sahiptir.

Kaynakça

Baas, M., De Dreu C. K. W., & Nijstad, B. (2008). A Meta-Analysis of 25 Years of Mood–Creativity Research: Hedonic Tone, Activation, or Regulatory Focus? Psychological Bulletin, 134 (6), 779–806.

Gülsoy, M. (2004). Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık Kurmacanın Bilinen Sırları ve İhlal Edilebilir Kuralları. İstanbul: Can Yayınları.


Nadis Danışmanlık ©2011